Ekonomi

Yabancılar ABD varlıklarında aşırı pozisyon sahibi, bu potansiyel bir sorun

Investing.com — Yıllardır, belki de on yıllardır, yatırım yapılacak yer ve şirketler ABD’de olmuştur.

Büyük ölçeğini gösteren bir veri olarak, ABD halka açık hisse senedi piyasaları 2024’ün dördüncü çeyreğinde 60 trilyon doların üzerinde piyasa değerine ulaştı. Bu, SIFMA ve Dünya Borsalar Federasyonu verilerine göre küresel hisse senedi piyasa değerinin yarısını oluşturuyor. ABD, 2011’de küresel hisse senedi piyasasının sadece üçte birini temsil ediyordu.

Ülkenin güçlü yatırım getirileri, kurumları, inovasyonu, kurumsal yönetimi ve ekonomik dayanıklılığını tanımlamak için ’ABD istisnacılığı’ terimi ortaya çıktı.

Şubat 2025’te JP Morgan şu soruyu sordu: “ABD istisnacılığı kalıcı mı olacak?”

Nisan 2025’e gelindiğinde dünya farklı bir yer gibi görünüyor ve bazıları yukarıdaki soruya “hayır” cevabını veriyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın kaotik gümrük vergisi politikası uygulaması dost ve düşmanları kendinden uzaklaştırdı. Bu durum ABD doları (USD) üzerinde baskı yarattı ve Avrupa ile diğer piyasaların yeni sermaye çekmesine neden oldu.

Bu gelişme, piyasa gözlemcilerinin şu soruyu sormasına yol açtı: Yabancı yatırımcıların parası ABD piyasalarından kaçacak mı? Bu durum ABD hisseleri ve doları için ne anlama gelebilir?

Deutsche Bank (NYSE:DB) FX stratejistleri George Saravelos ve Michael Puempel, yakın zamanda yayınladıkları özel bir raporda “dünya ne kadar ABD varlıklarına ağırlık vermiş durumda?” sorusunu ele aldı.

Stratejistler konuya derinlemesine bakarken, yabancıların ABD varlıklarındaki sahipliğinin nominal değerinin 2010’daki 7 trilyon dolardan 25 trilyon dolara yükseldiğini vurguladı. Hisse senetleri 3 trilyon dolardan 18 trilyon dolara çıkarak altı kat artış gösterdi. Hisse senetlerindeki değer artışının yüzde 90’ı yeni fon akışlarından ziyade ABD varlık değerlerindeki artıştan kaynaklanıyor.

Stratejistler, Avrupa ve Japonya’nın ABD varlıklarındaki sahipliğini inceledi. Buna göre Avrupa’nın portföy varlıkları 2010’daki yüzde 5’ten 2024’te yüzde 20’ye çıkarak dört kat arttı. Sadece hisse senetlerine bakıldığında, Avrupa’nın ABD varlıklarındaki payı 2010’daki yüzde 10’dan yüzde 35’e yükseldi. Japonya’nın ABD hisse senedi varlıkları ise 2010’daki yüzde 8’den 2024’te yüzde 16’ya çıkarak iki katına ulaştı. Bu arada, Japonya’nın ABD Hazine tahvillerine yaptığı tahsisatlar son on yılda kademeli olarak arttı.

Raporda döviz riskinden korunma (hedging) rolü de tartışıldı. Stratejistler, portföy akışlarının döviz kurlarını etkilediğini, ancak riskten korunma faaliyetinin de en az o kadar önemli olabileceğini açıkladı. Bu faaliyet genellikle daha büyük etkiye sahip çünkü mevcut varlık pozisyonlarındaki ayarlamaları yansıtıyor. Yabancıların tahmini 26 trilyon dolarlık ABD varlığına sahip olduğu düşünüldüğünde, riskten korunmada yüzde 1’lik bir artış bile 260 milyar dolarlık dolar satışını tetikleyebilir. Bu miktar, son iki yılda ABD piyasalarına yapılan toplam girişlere eşit.

Stratejistler şöyle belirtti: “Analizimizden öne çıkan en önemli nokta, boğa piyasası yıllarında ABD hisse senetlerine verilen ağırlığın artmasıdır. Bu durum muhtemelen negatif varlık fiyat hareketlerinden kaynaklanan geri dönüş akışları için çıtayı düşürdü. Böylece doların hisse senedi değerlemelerine olan duyarlılığı arttı. Eğer ABD merkezli ticaret eylemleri, piyasa katılımcıları tarafından önümüzdeki birkaç yıl içinde politikada yapısal bir değişimi temsil ettiği şeklinde değerlendirilirse ve ABD hisse senedi istisnacılığı anlatısını aşındırırsa, yatırımcıların ABD dışı piyasalara tahsisatlarını artırmaya başlaması muhtemeldir. Bu da kısa ve orta vadede dolara karşı bir engel oluşturacaktır.”

Firmanın analizine dair zararsız bir görüş, yabancı varlıkların sadece yükselen ABD hisse senedi değerlemelerini ve tahvil ihraçlarını takip ettiğidir. Bununla birlikte, daha endişe verici bir görüş, bunun yabancı -özellikle Avrupa- portföylerinde tarihsel olarak büyük, riskten korunmamış ABD hisse senedi ağırlıklarına yol açtığıdır.

Stratejistler şu sonuca varıyor: “Her iki durumda da analizimiz, yabancı yatırımcıların dolar tahsisatında tarihsel normlara yakın sürdürülebilir bir değişimin, büyük negatif dolar akışları yaratma potansiyeline sahip olduğu sonucuna varıyor.”

Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu